Browsing by Author "ATALAY, Semra (Tez Danışmanı)"
Now showing 1 - 3 of 3
Results Per Page
Sort Options
Item Akut romatizmal ateş tanısı alan çocuklarda sessiz kardit sıklığının ekokardiyografi ile saptanması, izlemi ve klinik karditli olgularla karşılaştırılması(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı) PEKPAK, Esra (Yazar); ATALAY, Semra (Tez Danışmanı)Akut Romatizmal Ateş Tanısı Alan Çocuklarda Sessiz Kardit Sıklığının Ekokardiyografi İle Saptanması İzlemi ve Klinik Karditli Olgularla Karşılaştırılması Amaç: ARA tanısı konulan hastalarda sessiz kardit sıklığının ekokardiyografi ile saptanması, bulguların ve izleminin klinik karditli hastalarla karşılaştırılması. Gereç ve Yöntem: 2003-2009 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı`na başvuran ARA tanısı konulan 156 hasta çalışmaya alındı, 103'ünde kardit saptandı. Tümüne iki boyutlu ve renkli Doppler ekokardiyografi yapılarak kardiyak patoloji değerlendirildi. Karditli hastalardan 74'ü en az bir yıl süre ile izlendi. Klinik ve sessiz karditli hasta gruplarında kapak tutulumunun durumu, rebound veya rekürrensin olup olmadığı değerlendirildi. Bulgular: ARA tanısı alan 156 hastanın 103'ünde kardit saptandı (% 66) ve bunlarda sessiz kardit sıklığı % 28,2 olarak bulundu. Sessiz karditli hastalarda artralji ve kore sık görülürken; klinik karditli hastalarda artralji ve artrit sık saptandı. Koreli hastalarda kardit sıklığı % 89,5 gibi yüksek oranda bulundu. Klinik ve sessiz karditli hastalarda en sık mitral yetmezliği ve ikinci sıklıkta aort ve mitral kapağın birlikte tutulumu gözlendi. 103 karditli hastanın 74'ü en az 1 yıl süre ile izlendi. Bu gruptaki hastaların 54'üne (% 73) klinik kardit, 20'sine (% 27) ise sessiz kardit tanısı konuldu. Klinik karditli hastaların 8'i (% 14,8), sessiz karditli hastaların ise 3'ünde (% 15) kapak tutulumu tamamen kayboldu. Kapak yetmezliğinin kaybolma süresi klinik karditli hastalarda ortanca 9 ay (3-36), sessiz karditli hastalarda ortanca 12 ay olarak saptandı. Klinik karditli hastaların 20'sinde (% 37), sessiz karditli hastaların ise 6'sında (% 30) kapak tutulumunda gerileme saptandı. Klinik karditli 3 (% 4) hastada ise kapak yetmezlik derecesinde artma saptandı. Sonuç: En az 1 yıllık izlem sonucu sessiz ve klinik karditli hastalarda kalıcı kapak hasarı açısından fark gözlenmedi. Sessiz karditli hastalardaki kapak tutulumunun kendiliğinden kaybolmadığı, bu hastalarında klinik karditli hastalar gibi tedavi edilmesinin, profilaksi almasının ve izleminin önemli olduğu saptandı. ARA tanısı için Modifiye Jones Kriterleri'ne ekokardiyografinin major kriter olarak eklenmesinin gerekli olduğu kanısına varıldı.abstractDiagnosis of Silent Carditis in Children with Acute Rheumatic Fever by Using Echocardiography and Comparison of Clinical and Silent Carditis Objective: To determine the frequency of silent carditis at patients who have ARF by using echocardiography, comparision of findings and follow up between silent and clinical carditis. Materials and Methods: Study included 156 patients with ARF admitted to Ankara University Faculty of Medicine, Department of Pediatrics, Section of Pediatric Cardiology between 2003-2009. 103 of these patients had rheumatic carditis. Two-dimensional and color echocardiographic examinations were performed to all patients to determine cardiac pathology. 74 of 103 patients with carditis followed at least one year period. Patients with clinical and silent carditis were evaluated for valvuler damage, rebound or recurrence of ARF. Results: 156 patients diagnosed as ARF, carditis detected at 103 of these patients (66%). The frequency of silent carditis in this group was 28,2%. Arthralgia and chorea was seen more frequently in patients with silent carditis. Whereas, arthralgia and arthritis were seen more frequently in patients with clinical carditis. The frequency of carditis was higher in patients with chorea (89,5%). In patients with clinical and silent carditis mitral regurgitation being the most common involvement, concomitant involvement of mitral and aortic valve was the second most common involvement. 74 of 103 patients with carditis followed at least one year period. 54 (73%) patients had clinical and 20 (27%) patients had silent carditis. Valvuler regurgitation completely disappeared at 8 (14,8%) patients with cilinical carditis and 3 (15%) patients with silent carditis. The mean time of disappearence of valvuler regurgitation was 9 months (3-36) at clinical carditis and 12 month at silent carditis. Regression of valvuler regurgitation was seen at 20 (% 37) patients with clinical carditis and 6 (% 30) patients with silent carditis whereas degree of valvuler regurgitation increased at 3 (% 4) patient with clinical carditis. Conclusion: At least one year follow-up we did not determine significant difference between clinical and silent carditis for permanent valvular damage. The valvuler damage at silent carditis did not disappear spontaneously. We suggest that these patients should be treated as patients with clinical carditis and should use prophylaxis also. Based on our study we suggest that echocardiographic examination should be accepted as a major criteria for diagnosis of carditis at ARF.Item Kanserli çocuklarda antrasiklin kardiyotoksisitesinin erken tanımlanmasında NT poBNP ve doku Doppler ekokardiyografinin önemi(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Kardiyolojisi Bilim Dalı) UÇAR, Tayfun (Yazar); ATALAY, Semra (Tez Danışmanı)Amaç: Kanserli çocuklarda antrasiklin kardiyotoksisitesinin erken saptaması için doku Doppler görüntüleme (TDI) ile sağ ve sol ventrikül miyokard performansının belirlenmesi ve N-terminal probrain natriüretik peptit (NT proBNP) düzeyinin ölçülüp aradaki ilişkinin saptanması planlandı. Yöntem: Antrasiklin tedavisi almış konvansiyonel ekokardiyografi ile normal kardiyak fonksiyonları olan 60 çocuk ve kontrol grubu olarak da 30 sağlıklı çocuk (17 erkek, 13 kız, ortalama yaş: 11.9 ± 3.1 yıl) çalışmaya alındı. 30 çocuktan oluşturulan Grup 1 (16 erkek, 14 kız, 9.0 ± 3.4 yıl) ile subakut toksisite ve 30 çocuktan oluşan Grup 2 de (13 erkek, 17 kız, 14 ± 3.0 yıl) de geç dönem toksisite araştırıldı. Grup 1 de antrasiklin tedavisinden sonra geçen süre ortalama 4.2 ±2.5 ay iken, grup 2 de bu süre 69.8 ± 39.7 aydı. Alınmış olan toplam antrasiklin dozu grup 1 de 319.2 ±196 mg/m2 iken, grup 2 de 275.6± 149.6 mg/m2 idi. Miyokardiyal performans indeksi (MPI) TDI ile mitral lateral anulus (MLA), interventriküler septum (IVS) ve triküspit lateral anulusdan (TLA) ölçüldü. Plasma NT proBNP düzeyleri belirlendi. MPI`leri, diğer ekokardiyografik bulgular ve NT proBNP düzeyleri kontrol grubu ile karşılaştırıldı. Bulgular: Grup 1'de MPI (MLA, IVS, TLA) leri kontrol grubuna gore anlamlı olarak artmış bulundu (sırasıyla: p< 0.01, p< 0.001, p < 0.001). Ayrıca grup 1'in NT proBNP düzeyinin kontrole göre anlamlı artmış olduğu saptandı (p<0.05). Yine bu grupta antrasiklin dozu ile MPI`leri arasında anlamlı korelasyon saptanmıştır (sırayla; r:0.40 p:0.001, r:0.40 p:0.002, r:0.45 p<0.001). Grup 2'nin MPI`leri kontrol grubuna gore anlamlı olarak artmasına karşın (sırasıyla: p< 0.001, p< 0.001, p < 0.001), NT proBNP düzeyi kontrol grubu ile benzer bulundu. Grup 2 de antrasiklin dozu ile MPI`leri arasında anlamlı korelasyon saptandı (sırayla; r:0.41 p: 0.001 , r:0.38 p:0.004, r:0.48 p<0.001). Hastaların kemoterapi sonrası izlem süreleri ile MPI leri arasında da anlamlı korelasyon saptandı (sırayla; r:0.48 p< 0.001 , r:0.51 p<0.001, r:0.53 p<0.001). Sonuç: Çalışmamız TDI ile ölçülen MPI`nin hem subakut hem de geç dönemde subklinik antrasiklin kardiyotoksisitesini saptamada duyarlı bir yöntem olabileceğini göstermiştir. NT proBNP düzeyinin ise sadece subakut dönemde yükseldiği saptanmıştır.AbstractAim: To evaluate left and right ventricular myocardial performance after anthracycline treatment using pulsed-tissue Doppler imaging (TDI) and its relation to N Terminal Pro-Brain Natriuretic Peptide (NT proBNP) levels in children with cancer. Method: We enrolled 60 children with cancer with normal left ventricular systolic and diastolic functions by conventional echocardiography and 30 healthy control subjects (17 male, 13 female, and 11.9 ± 3.1 years). Thirty patients (Group 1, 16 male, 14 female, and 9.0 ± 3.4 years) were eligible for the analysis of subacute and 30 (Group 2, 13 male, 17 female, and 14 ± 3.0 years) of late cardiotoxicity. The mean follow-up duration from end of anthracycline treatment were 4.2 ±2.5 months in group 1 and 69.8 ± 39.7months in group 2. The cumulative dose of anthracyclines were 319.2 ±196 mg/m2 in group 1 and 275.6± 149.6 mg/m2 in group 2. Myocardial performance indexes (MPI) of mitral lateral annulus (MLA), interventricular septum (IVS) and tricuspid lateral annulus (TLA) were calculated with TDI. Plasma NT proBNP levels were measured in all patients and control group. MPIs, other echocardiographic parameters, and plasma NT proBNP levels of patients were compared with control group. Results: MPI of MLA, IVS and TLA of patients in group 1 were significantly higher than control group (p< 0.01and p< 0.001, and p < 0.001, respectively). NT proBNP levels of patients in group 1 were significantly higher than control group (p< 0.05). The cumulative dose of anthracyclines of patients in group 1 were significantly correlated with MPI of MLA, IVS and TLA (r:0.40 p:0.001, r:0.40 p:0.002, r:0.45 p<0.001, respectively). MPIs of patients in group 2 were significantly higher than control group (p< 0.001and p< 0.001, and p < 0.001, respectively). The cumulative dose of anthracyclines of patients in group 2 were significantly correlated with MPIs (r:0.41 p: 0.001 , r:0.38 p:0.004, r:0.48 p<0.001, respectively). The follow-up duration from end of anthracycline treatment in group 2 were significantly correlated with MPIs (r:0.48 p< 0.001 , r:0.51 p<0.001, r:0.53 p<0.001, respectively) NT proBNP levels of patients in group 2 were not different from control group. Conclusion: Our study confirms that MPI obtained by TDI seems to be an early sensitive parameter of cardiac dysfunction in both subacute and late anthracycline cardiotoxicity. NT proBNP levels seems to be an early sensitive marker of cardiac dysfunction only subacute cardiotoxicity.Item Ventriküler septal defekt onarımı sonrası sağ dal bloğu gelişen hastalarda kardiyak fonksiyonların ekokardiyografi ile değerlendirilmesi(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Kardiyolojisi Bilim Dalı) ATALAY, Semra (Tez Danışmanı); KARADENİZ, Cem (Yazar)Amaç: VSD ameliyatı sonrası sağ dal bloğu (RBBB) gelişen hastaların sağ atriyum ve sol atriyum ölçümlerinin, sağ ve sol ventrikül fonksiyonlarının konvansiyonel ve doku Doppler ekokardiyografik yöntemler ile araştırıp, dal bloğu olmayan opere VSD'li hastalar ve sağlıklı çocuklar ile karşılaştırarak ventrikül fonksiyon bozukluklarının erken dönemde saptanmasında PWD ve doku Doppler ekokardiyografinin etkinliklerinin ve hastaların ventrikül fonksiyonlarının ekokardiyografik olarak belirli aralıklarla izlenmesinin öneminin ortaya konması amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Kardiyolojisi Bilim Dalı polikliniğine Ekim 2011-Mayıs 2012 tarihleri arasında başvuran ve VSD onarımı sonrası en az bir yıldır tedavisiz izlenmekte olan 53 hasta alındı. Kontrol grubu olarak, üfürüm nedeniyle yönlendirilen ve fizik muayenelerinde, elektrokardiyografik ve ekokardiyografik incelemelerinde patolojik bulgu olmayan 52 sağlıklı çocuk alındı. Hastalar EKG'lerinde sağ dal bloğu olup olmamasına göre iki gruba ayrıldı. Hastaların dosya kayıtlarından cerrahi yaklaşım şekli ve ameliyat zamanı kaydedildi. Tüm hastalara, standart ve doku Doppler ekokardiyografi yapıldı. RBBB (+) ve RBBB (-) hastaların ekokardiyografik ölçümleri kendi aralarında ve sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırıldı. p<0.05 olan sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların, 28'i erkek (%52.8), 25'i kız (%47.2) ve yaş ortalamaları:7.5±5.0 yıl idi. Hastaların 20'sinde (%37.7) EKG'de sağ dal bloğu (RBBB) saptandı. RBBB'li hastalarda cerrahi yaş ortalama: 25.2±24.7 ay, izlem süresi ortalama: 5.3±3.8 yıl iken, RBBB (-) grupta cerrahi yaş ortalama: 33.4±39.3 ay, izlem süresi ortalama: 4.7±3.5 yıl olarak bulundu. İki grup arasında cerrahi yaş ve izlem süresi açısından istatistiksel anlamlı fark saptanmadı (p>0.05), ancak dal bloğu gelişen hastalarda cerrahi yaş ortalamasının daha düşük olduğu izlendi. Hasta grubu ile kontrol grubu arasında, cinsiyet dağılımı, yaş, ağırlık, boy, KH, sistolik ve diyastolik kan basınçları ile VYA arasında anlamlı fark saptanmadı.VSD tamiri yapılan, 44 hastada (%83) perimembranöz, 8 hastada (%15) doubly-commited ve 1 hastada (%2) apikal musküler VSD vardı. Hastaların 6'sında (%11.3) ameliyat sonrası hemodinamik olarak anlamı olmayan küçük rezidüel VSD mevcut idi.VSD, 44 hastada (%83) sağ atriyotomi, 5 hastada transpulmoner (%9.4), 1 hastada (%1.9) ise sağ ventrikülotomi yoluyla ve dacron yama ile kapatılmıştı. 3 hastanın (%3.8) ameliyat raporlarına ulaşılamadığından cerrahi yaklaşım şekli belirlenemedi. Sağ atriyotomi yapılan 44 hastanın 16'sında (%36.3), transpulmoner kapatılan 5 hastanın 1'inde (%20) RBBB mevcut idi. RBBB'li diğer 3 hastanın ameliyat raporuna ulaşılamadı.Hastaların LA ölçümlerinde hasta grupları kendi aralarında ve kontrol grubuyla karşılaştırıldıklarında anlamlı fark saptanmadı.Sağ atriyum ölçümleri incelendiğinde, RBBB (+) grupta RA alan ve alan indeksi kontrol grubuna göre daha yüksek iken, RBBB (-) grupla arasında anlamlı fark saptanmadı.Konvansiyonel ekokardiyografik olarak yapılan LV ölçümlerinde; RBBB (+) grupta EDA ve ESA ölçümleri kontrol grubuna göre yüksek bulunurken, diğer parametreler açısından gruplar arasında fark saptanmadı. RV ölçümlerinde ise; opere VSD'li hasta grubunda TAPSE değerleri kontrol grubuna göre daha düşük bulunurken, RV-FAD değeri RBBB (+) hasta grubunda daha düşük saptandı.Sol ve sağ ventrikülün PW Doppler ekokardiyografi incelemelerinde; opere VSD'li hasta grubunda kontrol grubuna göre IVCT, IVRT ve MPİ değerleri daha yüksek, ET değerleri daha düşük saptandı. Mitral E/A değerleri arasında anlamlı fark saptanmazken, triküspit E/A değeri RBBB (+) grupta daha düşük bulundu.Sol ve sağ ventrikülün doku Doppler ekokardiyografi incelemelerinde; Opere VSD'li hasta grubunda kontrol grubuna göre MLA, TLA ve septumdan elde edilen E?, A?, S? ve ET değerleri daha düşük, E/E? ve MPİ değerleri daha yüksek saptanırken, E?/A? oranları arasında fark saptanmadı.Sonuç: Ventriküler septal defektlerin onarımı sonrası gelişen sağ dal bloğunun kardiyak fonksiyonlara tek başına etkisi kısıtlıdır. Operasyon sonrası dal bloğu olan ve olmayan hastalarda ventriküllerin sistolik ve diyastolik fonksiyonları zaman içinde azalmaktadır. Çalışmamız sonucunda, PWD ve DTI ile hesaplanan miyokard performans indeksinin, postoperatif hastalarda ventrikül fonksiyonlarındaki azalmanın erken dönemde saptanmasında kullanılabilecek kolay uygulanabilen yararlı bir yöntem olduğunu ve bu hastaların zamanla artan sistolik ve diyastolik fonksiyon bozukluğu nedeni ile belirli aralıklarla ekokardiyografik olarak izlenmesi gerektiğini düşünmekteyiz.Abstract Objective: The aim of the study is to evaluate right and left atrial measurements, left and right ventricular functions by conventional and tissue Doppler echocardiographic methods and by comparing this with patients without right bundle branch block and healthy subjects for determine the efficacy of pulsed-wave Doppler and tissue Doppler echocardiography to detect the ventricular dysfunction in early period and to reveal the importance of monitoring of the ventricular functions at regular intervals.Materials and Methods: 53 patients that follow up at least one year without any treatment after closure of ventricular septal defect and 52 healthy subject that referred to our outpatient clinic for innocent murmur with normal physical, electrocardiographic and echocardiographic evaluation as control group between October 2011 and may 2012 enrolled into study. Type of surgical approach and age of surgery were recorded from patients? files. All the participants underwent conventional and tissue Doppler echocardiographic examination. The echocardiographic measurements of patients with and without right bundle branch block were compared with each other and healty control subjects. P value of < 0.05 was considered as statistically significant.Results: Of the patients 28 were male (52.8%), 25 were female (47.2%) and mean age was 7.5±5.0. In 20 patients (37.7%) right bundle branch block (RBBB) was detected in ECG. In RBBB(+) patients age of surgery mean: 25.2±24.7 months, follow up duration mean: 5.3±3.8 years, while in RBBB (-) group age of surgery mean: 33.4±39.3 months, follow up duration mean: 4.7±3.5 years. There were not significant statistical differences between two groups for surgical age and follow up duration (p>0.05), however, in the patients with branch block mean ages were detected to be lower. Between patient group and control group, no significant difference was detected for gender, age, weight, height, heart rate, systolic and diastolic blood pressures and BSA.Of the patients undergoing VSD repair 44 (83%) presented with perimembranous, 8 (15%) doubly committed and 1 patient (2%) with apical muscular VSD. In 6 patients (11.3%) hemodynamically insignificant small residual VSD was detected.VSD was closed with right atriotomy in 44 patients (83%) and with transpulmonary in 5 patients (9.4%) and with right ventriculotomy in 1 patient (1.9%) as well as dacron patch. Due to the fact that operation notes of 3 patients (3.8%) were not acquired, surgical approach was not detected. In 16 (36.3%) of 44 patients undergoing right atriotomy, and in 1 patient (20%) of 5 patients with closed transpulmonary RBBB was detected. Operation notes of other 3 patients with RBBB were not acquired.No significant difference was detected in the LA measurements of the patients when compared with patient group and control group. When examining the right atrium measurements, it was detected that in the group of RBBB (+), RA area and area index were higher than control group, no significant difference was detected when compared with RBBB(-) group.In LV measurement performed as conventional echocardiography, in RBBB (+) group EDA and ESA measurements were detected to be higher than control group, no significant differences were detected for other parameters. In RV measurements, TAPSE values were detected to be lower than operated patients with VSD, RV-FAD value was detected to be lower in RBBB (+) patient group. While no significant differences were detected between Mitral E/A values, tricuspid E/A value was detected to be lower in RBBB (+) group.In the tissue Doppler examinations of left and right ventricle in operated patients with VSD, E?, A?, S? and ET values acquired from MLA, TLA and septum were detected to be lower, E/E? and MPI values were detected to be higher and no differences were detected between E?/A? ratios.Conclusion: Effects of right branch block on cardiac functions following the ventricular septal defects repair are very limited. Systolic and diastolic functions of the ventricles in the patients with and without branch block are decreased in time. We consider that myocardial performance index calculated with pulsed-wave Doppler and tissue Doppler echocardiography is a beneficial and easy method in postoperative cardiac patients for detecting ventricular dysfunction in early period and that such patients are required to be periodically controlled.